İtiraf Gibi...CHP Milletvekili Ersin Ne Diyecek?
Etiketler: siyaset
Etiketler: siyaset
Yarsav Başkanı Emine Tarhan Ülker hanım katıldığı bir tv programında 70 milyonun gözünün içine baka baka ve de üstelik muhaliflerini bilgiç bilgiç suçlarken:
“Bakınız yargı bağımsızlığı evrensel hukuk ilkelerindendir ve o konudaki bilgisizliğinizi de bağışlıyorum. Yargıda tarafsızlık diye bir kavram yoktur. Tarafsızlık içsel bir durumdur, tarafsızlık yargıcın içsel yaklaşımıdır. Oysa bağımsızlık yargının dış etkilere karşı duvarlarla örülmesi anlamına gelir ki bunu bütün hukukçular sanıyorum kabul edecektir...”
dedi.
Biz vatandaş olarak kendisine hatırlatmakla görevimizi yerine getirelim:
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi şöyle der:
Madde 6. Adil yargılanma hakkı: “Herkes... bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir...”
Madde 10. İfade özgürlüğü: “...Yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması için yasayla öngörülen bazı şekil şartları...”
Madde 21. Yargıçlar: “Görev süreleri içerisinde, yargıçlar bağımsızlıkları, tarafsızlıkları ve daimi görevin gerekleriyle bağdaşmayan herhangi bir görev üstlenemezler.”
Bizim HSYK, Yargıtay, Danıştay, Yarsav hangi devirden kaldı? Cilalı taş Devrinden mi?
Ben çok merak ediyorum. Umarım lütfedip cevap verirler, idamımı istemeden önce!
İşte, bu kafayla benim cebimden her yıl binlerce euro para cezası çıkıyor. Bu kafa böyle kararlar verdikçe, AİHM'de hak arayan her vatandaş -ki, sonuna kadar hakkıdır- Türkiye ceza alıyor ama bu kafaların cebinden bir kuruş çıkmıyor, Türkiye bütçesinden çıkıyor. Olan biz vatandaşlara oluyor!
Sonra da ter ter tepiniyorlar 12 Eylülün gerisine gidiyoruz, Yargıyıyla alay ediyorlar, diye!
Yahu, kim kiminle alay ediyor allahaşkına?!!
Etiketler: siyaset
Etiketler: siyaset
Etiketler: siyaset
Etiketler: siyaset
Siz beni temsil etmiyorsunuz.
Her ne kadar görsel olarak size benzesem de, siyasete burnumu sokmaya bayılsam da, bahçe işleriyle uğraşmayı sevsem de, tırnaklarımı ojelesem de, saçıma bakım yakıp öyle dışarıya çıksam da, 52 yaşımda hâlâ mini giymeyi sevsem de, denize girsem de, güneşlensem de, sigara ve şarap içmeyi sevsem de, enikliğimden beri çok iyi bir okuyucu olsam da siz beni hiçbir zaman temsil etmediniz.
Ben kürtle de arkadaşlık etmekteyim; temizliğe gelen yardımcımın da bir siyasi görüşü olduğuna ve olması gerektiğine inanmaktayım; boğaz tokluğuna çalışmaya mahkum edilen özel sektördeki işçinin hakkını tekel işçisine yedirmemeye de kararlıyım; okumayıp, cahil bırakılmış komşumun kızlarının kitap okumamasına da bozuk atmaktayım; insanları insanlığına göre değil de, sınıflarına göre değerlendirmeye de karşıyım; velhasıl, sizler beni temsil edemezsiniz bayanlar!..
Ben ısrarla demokrasi isteyenim; Türkiye Cumhuriyeti halklarının eşit koşullarda yaşama hakkını da savunmayı sürdüreceğim; Türk ordusunun bu ülkenin gurur kaynağı olduğunu savunmakla beraber, hâlâ askerimin içindeki çürüklerin ayıklanmasını, ülkemin darbelerden kurtulmasını talep etmekteyim; bir gün kürt bir bayan Milli Savunma Bakanına ram olduğunu görmek istediğim bir ordu arzusundayım; bir gün ermeni bir İçişleri Bakanı görmek istiyorum; bir gün başı örtülü bir Milli Eğitim Bakanı görmek istiyorum; bu ülkede yaşayan herkesin, bu ülkeye emeği geçmiş herkesin eşit koşullarda yaşabileceği, eşit sağlık hizmetinden, eşit eğitim hakkından, eşit siyaset hakkından yararlanacağı bir Türkiye istiyorum.
Ben bir beyaz türküm ve kendi gurubuma ihanet ediyorum. Afiyet olsun efendim!
Etiketler: siyaset
Etiketler: siyaset
Etiketler: siyaset
Yukarıdaki fotoğrafın üzerine tıklayın ve GATA'da bir Somali'li çarşaflı kadını (16ncı resmi tıkla) hastasını ziyaret esnasında görün. O Somalili; demek bizde sadece kendi vatndaşlarımıza yasak var. Hele bir de kocası Başbakan veya Dışişleri Bakanıysa(aynı hakaretler Sayın Cumhurbaşkanımıza da yapılmıştı Dışişleri bakanlığı döneminde).Etiketler: siyaset
Canlı yayında Kanadoğlu'na ders Video |
İyi ki geleceğimiz donanımlı ve aydınlık ellerde. Teşekkürler Osman Can. Bağrımıza bastık senin gibi evrensel düzeyde bir evladı. Varolasın. Çocuklarımın ve torunumun geleceğinin aydınlık olacağını görebilmenin mutluluğunu yaşadım. Ağzına sağlık.
Kimseyi tehdit etmeden, tamamen teknik bilgilerle eski Türkiye'nin ne denli eksik kalabildiğini ve geleceğin aydınlık akıllarda, evrensel bakan hukukçularda, ülkemizi gelişmiş ülkelerin baz aldığı evrensel hukuk normlarında yaşanacağına ikna ettin. Sen çok yaşa...
Etiketler: siyaset
Etiketler: siyaset
"Bundan 10 yıl önce 28 Şubat döneminde 32. Gün programının dümeninde Rıdvan Akar ile ben vardım. Herkes günah çıkartırken o günlerde yaşadığımız o korkunç yalnızlık bir kez daha gözümün önünden geçiyor. Yalnız askerlerin değil gazetecilerin, politikacıların hemen herkesin bize lanetliymişiz gibi baktığı günlerde yaşadıklarımızı unutmak kolay değil.
Henüz Andıç peydahlanmamıştı. Aslında Andıç tüm baskıların zirvesiydi. Bir de öncesi vardı. Dönemin şanlı paşası Özkasnak sürekli Show Tv Genel Müdürü ve yöneticilerini arıyordu. 32. Gün’de ne yapıp ne yapamayacağımız yönünde sürekli uyarılıyorduk. Programı hazırlarken üzerimizdeki baskı o kadar korkunçtu ki bir süre sonra hiçbir konuya el atamaz hale gelmiştik. Güneydoğu ile ilgili herhangi bir haber yapmamız askerler tarafından alenen yasaklanmıştı. Erbakan veya islam alemi ile ilgili ancak küfür kıyamet yayınlara izin vardı ki biz zaten o sularda dolaşmıyorduk. Yani o da yasaktı. Siyaset yasaktı. Ekonomi yasaktı. En son Susurluk süreci ile ilgili Hanefi Avcı canlı yayına çıkmıştı ve askerleri rahatsız etmişti o da yasaktı. Bir süre sonra hiçbir şey yapamayacak duruma geldik.
Sonra Bomba, yani Andıç patladı.
Andıç’ın patladığı günün ertesinde 32. Gün yayını vardı. Programı Ankara’da meclisten canlı yapacaktık. Tüm konuklar tek tek arayıp programa katılmayacaklarını bildirmeye başladılar. Hepsini tek tek arayıp durumu anlatıp katılmalarını rica ettik.Bir kısmı katıldı bir kısmı korktu vazgeçti. Yerine yenilerini bulduk. Biz yayını yaptık zor bela ama Sabah yönetimi hoyratça Birand’ı kovdu. Hürriyet’de ise Oktay Ekşi’nin o meşhur “İÇİMİZDEKİ ALÇAKLARI TANIYALIM” başyazısı yayınlanıyordu. Yıllar sonra kerhen özür dilediğinde bile unutulmayacak kadar ALÇAKÇAYDI Basın Konseyi Başkanının o günlere dair sicili.
Sonunda programa katılacak adam bulamamaya başladık. Yapabileceğimiz konu da yoktu. İşte o sırada 32. Gün’ü üniversitelere götürmeye karar verdik. Biz belki soru soramıyorduk ama pekiala öğrenciler soru sorabilirdi. Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk kez bu programda yıldızı parladı. Hülya Avşar’ın hala unutulmayan “Eşeklik baki kalır...” sözleri bu programdaydı.
Ama buna da tahammül yoktu birilerinin.
ODTÜ’de yaptığımız bir canlı yayın öncesi askrelerin a’sının geçeceği bir soru sorulursa programı ortasından kesip bitirileceği haberi geldi. O 32. Gün’ü Show Tv’nin sahibi Erol Aksoy ve Genel Müdürü Murat Saygı kanalın ana reji odasında seyrediyorlardı. Bir soru gelirse o anda programı keseceklerdi. Kazasız belasız bir kaç program daha yaptık üniversiteleri gezdik. Yaratılan hava o kadar korkunçtu ki Samsun’da 19 mayıs üniversitesinde olaylar çıktı. Cam çerçeve indi.
Mecburen erkenden yaz tatiline yollandık. Geri gelmeyeceğimizi kanala bir daha hiç dönmeyeceğimizi biliyorduk.
Gazetecilik adına korkunç bir dönemdi.
Bugün Birnad birilerinden özür bekliyor, hiç beklemesin.
Birkaç özür ile geçiştirilecek bir dönem değildi. Bazen kırgınlıkların unutulmaması iyidir. Tıpkı Birand’ın Hulki Cevizoğlu’na verdiği o okkalı cevapta olduğu gibi...
Cüneyt Özdemir "
Etiketler: siyaset
Etiketler: siyaset
Etiketler: siyaset
Etiketler: siyaset
Etiketler: siyaset