“Sular yükselince, balıklar karıncaları yer... Sular çekilince de karıncalar balıkları yer... Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmesin.. Çünkü kimin kimi yiyeceğine "suyun akışı" karar verir... Afrika atasozu

Salı, Mart 10, 2009

Genelkurmay: Kredi kartı dolandırıcılığı serbest bırakılsın

Başkasına ait kredi kartlarını kullananlara hapis cezası öngören kanunun Anayasa Mahkemesi’nce iptalini istemesi Genelkurmay’ı şaibe altında bıraktı

JİTEM’in gizli işlemlerini mi aklamaya çalışıyorlar?

Belki de JİTEM’vari bir örgütün dağarcığındaki adi suçlardan biridir bu. İlgili kanunun iptalini istemek, o maddeye giren eylemi kullanmaya açık olmayı ima ediyor. Ordu bu şaibeden bir an evvel kurtulmalı.Yazının devamı ETYEN MAHÇUPYAN’ın "KIYMIK" adlı köşesinde...

Etiketler:

Genç Siviller'den "Sayın Başbakan, Bizden Yaşlısın"


Sayın Başbakan, bizden yaşlısın.


İsrail’in insan öldürmeyi çok iyi bildiğini bildiğin gibi, Sudan Devlet Başkanı Ömer El Beşir’in de “marifetlerini” iyi bilirsin.


Darfur’da işlediği cinayetleri herkesten iyi bilirsin.


300 bin insanı nasıl katlettirdiğini, küçücük masum çocuklara yaptırdıklarını iyi bilirsin.


Bu zulme alkış tutanları, destek çıkanları kınıyoruz. Çünkü bu çocukları öldürenleri, bu insanları öldürenleri kalkıp da alkışlamak öyle zannediyoruz ki, o da ayrı bir insanlık suçudur.


Bakınız burada bir gerçeği, bir kenara atamayız.


Bir katili savunup, ona yardım ve yataklık etmek katliama ortak olmakla eşdeğerdir.


Excuse me,


Hud suresi 113. Ayet der ki: “Sakın zalimlere eğilim, yakınlık göstermeyiniz. Yoksa cehennem ateşi yakalar sizi.”


One minute.


Ama Tayyip Erdoğan 8 dakika konuştu... One minute...”

Etiketler:

Cuma, Mart 06, 2009

Başbakan; Utandırma!


Sudan Devlet Başkanı Ömer El Beşir : insanlığın utancı!

İnsanlara kitle katliamı uygulayan, binlerce insanın ölümüne sebep olan, binlerce kadının tecavüze uğramasına sebep olan, onbinlerin katledilmesini sağlayan, çocuklara tecavüzü dikta rejimi çıkarı uğruna destekleyen bir azılı katile, bir çocuk katiline bu kadar sahip çıkan bir ülkenin vatandaşlığı onursuzluğunu yaşamak istemiyorum. Sudan Devlet Başkanı Ömer El Beşir insanlığın yüzkarasıdır, ademiyetin utancıdır!

Davos fatihi, nerede kaldı fatihliğin?

Ben liberal demokrat bir vatandaş olarak sana iki defa oy verdim. Ve, bunu haketmiyorum.

Ankara bu ülkenin yüreğidir, aklıdır, yoludur. Ankara'nın gözü bu kadar mı döndü? Hangi çıkar uğruna bir çocuk celladına, çocuklara zorla tecavüz emri veren bir mahluka sahip çıkıyorsun? Bana sordun mu?

Bana bu utancı yaşatmaya hakkın yok Başbakan Erdoğan!

Etiketler:

"Sen Kimsin Ulan!" Paşası

video

Namlu ucunda yönetime soyunmak korkakların işidir, cesurların değil.

Tolon Paşa, sen bugün Gata'da tedavi görebiliyorsun, askere ait sayfiyede tatil yapıyorsun, toplumda bir itibar!(artık kalmadı ya, neyse) görüyorsun. Bunların tamamı bu Devletin parası ile oluyor. Ve, o parada benim de emeğim var. Bunu unuttun galiba.

Sana hakkımı asla helal etmeyeceğim. Her iki cihanda da on parmağım, on tırnağım yakanda kalacak.

Sen benim Savcıma sövüyorsun, sen benim Genel Kurmay Başkanıma sövüyorsun, sen benim Başbakanıma sövüyorsun. Süngü zoruyla emrini uygulama hevesindesin!

Eğer bu video gerçek ise, sana bir tek diyeceğim var Tolon: buraya ait değilsin.

Bu memlekette Türk, Kürt, Çerkes, Laz, fakir, zengin, sağcı, solcu, komünist, dindar, dinsiz bir arada ve barışık yaşamak istiyoruz. Devletimizin kurumlarına halkın güveni olsun istiyoruz.

Umarım ve dilerim ki, Genelkurmay hakkında dava açar!

Etiketler:

Perşembe, Mart 05, 2009

Gençsiviller'den Milyonerlik Dersleri




Etiketler:

Ordudan ‘iptal et’ Talebi

Genelkurmay’ın talebi Anayasa Mahkemesi’nin karara bağlayacağı bir başka davayı ise Genelkurmay Askeri Mahkemesi açtı. Askeri Mahkeme gördüğü TSK mensubu olan kişinin davasında, TCK’nın başkasına ait kredi veya banka kartlarını ele geçiren ve kart sahibinin rızası olmadan kullananlara altı yıla kadar hapis öngören 245. maddesine iptal istiyor.

Bu ne yahu???

Biri zorla benim kredi kartımı ele geçirecek, ben şikayetçi olacağım, dava görülecek, hırsız altı yıla kadar hapis ile cezalandırılacak. Ama Genelkurmay hapis cezasına karşı!!!



Hangi sebeple?

Bunu kim izah edebilir?

Anayasa Mahkemesi bunu iptal edebilir mi? Neye karşılık??????

Anayasa Mahkemesi yapısı değiştirilmeli. Bu iş böyle atamalarla yürümeyecek. Halk kimsenin umurunda değil.

Babayasa Mahkemesi istiyorum!!!

Etiketler:

Çarşamba, Mart 04, 2009

Abdülkadir Kurt’u kim öldürdü?

Sözün ve insanlığın bittiği yer!

Mehmet Altan/Star Gazetesi
Abdülkadir Kurt’u kim öldürdü? burayı tıklayarak okuyun lütfen. İnsanlık adına okuyun!

Nerede Hukuk?
Nerede Yargı?
Nerede Yasa?
Nerede insanlık?
Nerede oğullarımızı askere alıp, ölüme götürenler, kardeşlerini öldürtenler?

Başbakan, duy bu sesi! Adalet Bakanı, haydi yap gereğini.
Bu katiller nerede?

Bu dava neden 16 yıl gezdi?

Hukuk "bağımsızdır" diye tepinenler nerede?

Bizim ülkemizde hukuk kimler için bağımsız?



Yarın benim başıma gelip gelmeyeceğinin hiçbir garantisi yok!!!


Etiketler:

Pazartesi, Mart 02, 2009

Ne Güzel Darbecimizdin Sen İsmail Hakkı Amca :)))

Taraf Gazetesi'nden Yıldıray Oğur

(Ağzına ve kalemine sağlık çocuk!)




En güzel darbeyi sen yaptın.

En iyi cuntayı sen kurdun.

En hızlı hükümeti sen devirdin.

İlk önce sen başlattın.

En önce sen yavaşlattın.

En uzağa sen gittin.

En çabuk da sen döndün.

Tamam, İsmail Hakkı Amca, peki, peki, anladık, sen öyle diyorsan öyle olmuştur.

Ne boşuna dil döküp kendini yoruyorsun, biz seni bilmiyor muyuz?

Sen 27 Mayıs’ta darbecilik yaparken bugün ortalıkta darbeci, Ergenekoncu diye gezenler, kısa pantolonla dolaşıyordu.

Sen 27 Mayıs’ta hapishaneye düşmüş “çocuk darbeci” Kemal Alemdaroğlu’nu arka kapıdan “Aferin, böyle devam” diyerek salmasan, şöyle hafifçe kulağını çekip “Bir daha seni darbelerde görmeyeyim, yürü git evine” desen bugün üniversitelerde çarşaf giymeyenlerin suratına kezzap atılıyordu.

12 Eylül’de senin komutanlık yaptığın Mamak’tan geçmemiş miydi, 28 Şubat günlerinde yanına gelip “Paşam iyi ki varsınız” diye teşekkür eden bazılarının yolu. O gün Mamak’ta o işkencelere izin vermeseydin bugün benim adım Vladimir, onların adı Natasha’ydı.

Asıl o 28 Şubat’ı nasıl yaptın be İsmail Hakkı Amca? O nasıl bir hükümet devirmekti öyle ya! Elinin tersiyle bir vurdun! Vallahi tereyağından kıl çeker gibiydi her şey, hiç şey anlamadık. Elin ne hafifmiş, hiç acıtmadın.

Sakın şimdi “Telekulaklardan başka kimse beni dinlemiyor” diye üzüleyim deme.

“Allende’yi devireyim mi diye Pinochet bana sordu, Yunan albaylar cuntayı kurarken benden fikir aldı” diye internete düşen konuşmalarını emekli kahvehanesinde anlatılmış avcı hikâyesi zannedip gülen bu yeni yetme nesil nereden bilecek?

Bir zamanlar İstanbul’un her yeri dutlukken, paraya para denilmezken, Bakırköy’den aşağısı dedeminken 40 yıllık Demireller, monşerlerin kralı Onur Öymenler senin gözünün içine bakıyor, doğum gününde Mesut Yılmazların altına sıfır model başbakanlık arabalarını çekiyordun. Bugün senin telekulak dinlemelerini bile haber yapmayanlar, dün ağzından çıkan bir kelime için birbirlerini andıçlıyorlardı. Masrafını cebinden verip sırf onlar için Sincan’dan tankları bir kez daha geçirdiğin unutulur tabii. Ne yapacaksın insan bu, çiğ süt emmiş. Ama alnına ne yazdıysa o değil mi?

Boşuna dememişler darbe yap denize at balık bilmezse halik bilir diye.

Türkmenbaşı’dan 28 Şubat’a ‘aferin’

Şimdi hemen gazetelerin internet sitelerine giriyorsunuz. 1997’nin yaz aylarından itibaren gazetelerin köşe yazarları arşivlerini karıştırıyorsunuz. Ben elimizin altındaki cevheri anlamanız için iki yazı seçtim. 28 Şubat’ın aslında nasıl bir akıl tutulması olduğunu bu yazılardan daha iyi hiçbir şey anlatamaz herhalde.
***

Kendisinin ve aile fertlerinin adını günlere, aylara veren Saparmurat Türkmenbaşı Demirel’e 28 Şubat için bir tebrik mektubu gönderiyor. Ve bir yazar çıkıyor Türkmenbaşı’na dayanarak 28 Şubat sonrası kurulan hükümetin yurtdışından bir “Ara rejim hükümeti” gibi görülmediğini bize anlatmaya çalışıyor. Nasıl mı?

Biz de rahatladık

... Bunun hemen ardından gelen cümleler ise, Türkmenistan Cumhurbaşkanı’nın Refahyol Hükümeti’nin düşürülmesi ve ardından gelişen sürece nasıl baktığını gösteriyor:

Aziz kardeşim, Türkiye’deki demokratik sürecin istikrarlı biçimde gelişmesinden mutluluk duyuyorum, bu gelişmenin güvencesi sizsiniz. Bizler, Türkmenistan’da, özellikle bugün, Türk halkının menfaatlerini teminat altına alan ve kararlılığını ispat eden, Mustafa Kemal Atatürk’ün siyasi felsefesinin ve devlet programının uygulanması konusunda kardeş Türkiye’nin gösterdiği başarıları izlemekten mutluluk duymaktayız.’’

Evet, Türkmenistan Cumhurbaşkanı’nın Türkiye’deki yeni hükümete ve Refahyol’un düşüşünden sonraki sürece bakışı aynen böyle.

O yüzden, siz bazı çevrelerin bu hükümete, “dayatma hükümeti”, “ara rejim” modeli gibi sıfatlar yapıştırmaya çalışmasına bakmayın.

55’inci Hükümet’in dış dünya tarafından algılanışı budur.
(Ertuğrul Özkök -26 ağustos 1997- Hürriyet)
***

28 Şubat günlerinden seçtiğim ikinci yazı ise bir taraftan çağdaşlık idealleri, kadın hakları için darbeyi savunan ama öteki taraftan da bir kadın Başbakan’a kadınlığı üzerinden hakaret edebilmeyi başarmış usta bir isimden geliyor.

Şu haspaya bak

Aslında biz, bu hanımın kişilik gradosunu daha önce anlamalıydık, ama alımlı bir kadın olması mı, aydın bir kişi gibi görünmesi mi, sizinle işi varsa, fevkalade zarif bir üslupla konuşması mı... Her neyse... İtiraf edelim ki pek çoğumuz boşa bastık.
(Oktay Ekşi - 14 ağustos 1997 - Hürriyet)

Etiketler:

Pazar, Mart 01, 2009

Ordu Kışlaya!!!

Yıllar önce sarfettim ben bu cümleyi. O zamanlar "Ben ordumu kışlasında severim" demiş ve o Çiller'in yerinde olsam Genel Kurmay Başkanını derhal emekli eedeceğimi düşünmüştüm. Ben elli yaşımı geçtim, hala bu memlekette bir Başbakan kendisine muhtıra vermeye kalkan bir apoletliyi, bir atanmışı emekli edemiyor. Geçen yıl da Büyükanıt paşaya, "elimde yetki olsa, seni derhal emekli ederim" diye seslenmiştim bu blogdan.

Asker orada vatanı korumak adına var. Ben oğlumu ölüme gönderdiğim için, gözü kapalı savaşacak nefere sahip. Üstelik ben ona vatanı korumak adına boğazımdan kesip para akıttığım için elinde silah ve mühimmat var.

Hiçbir askere hakkımı helal etmiyorum, eline verdiğimiz silahı oğullarımıza verip, bize çevirdikleri zaman. Bu uğurda gözüm döndü! Ölürüm de müsaade etmem. Neyim kaldı geriye? Zaten elli yaşımı geçmişim, belim, bacağım doğru dürüst tutmuyor; daha neyimi alacaksınız? Siz bu memleketi her silah zoruyla iktidarınızda hırsızlara peşkeş çekmeseydiniz, ben bugün daha sağlıklı olmaz mıydım???

Başbuğ paşa, bu sana ilk selenişim. Bu halk kaz değil. Biz biliyoruz ki, tıpkı bürokraside olduğu gibi sana emanet ettiklerimiz arasında da ikilik var. Eğer bu vatanı temsil eden 70 milyonluk kitleye bir zarar gelirse, eğer gelişmişlikten bir an ayrılırsan, eğer bu halkın oy verdiği vekillerine hizmet etmezsen, sana da hakkımı helal etmiyorum!

Başbakan, sen de duy! Asker Milli Savunma Bakanlığına bağlanmak ve ona amade olmak zorunda. Askeri siyasetten uzak tut, yoksa sana da hakkımı helal etmem.

Ergenekon kapsamında tutuklanan apoletli zevatın birer birer hastalanıp tüymeleri hakkında hiç iyi şeyler düşünmüyorum. Yahu, bizim paşalarımız bu kadar mı çürük adamlardan oluşuyordu??? Bunu nasıl cevaplayacaksın bir Başbakan olarak? Bak, bütün siviller turp gibi maaşallah!

Etiketler:

Seninle gurur duyuyorum

kalbim seninle

Edith Piaf - La Vie En Rose
by bigproblem11