Pazar, Şubat 15, 2009
Pazartesi, Haziran 09, 2008
Pazar, Haziran 08, 2008
Anayasa Mahkemesi Partisine
Erken seçim kararı alın;
Sonra da halka sorun bakalım, sizin partinize ne kadar oy verecekler?
Sonra da halka sorun bakalım, sizin partinize ne kadar oy verecekler?
Etiketler: Duyuru
Başbakan Bizi Oyalama
Bizi oyalamayın!
Yeni bir Anayasa bir zarurettir.
Oyalamaya kalkanı gagalarız
Yeni bir Anayasa bir zarurettir.
Oyalamaya kalkanı gagalarız
Etiketler: Duyuru
1982'nin Evren Yasaları Çökmüştür
YENİ BİR ANAYASA YAPILMAK ZORUNDADIR
Siyasi Partiler Yasası değiştirilsin
Lider sultasına son verilsin
Baraj %5e çekilsin
Halkın tercihi Meclise yansısın
Ceza Kanunları değişsin
Ceza kanunu ile cezalandırılmayan hiç bir fiil, hiç bir yasa ile suçlu addedilmesin
Laiklik tanımı evrensel ölçülerde yerini bulsun
Demokrasi ve bireysel haklar, Devlete karşı güvence altına alınsın
Hiçbir vatandaşın eğitim, sağlık, barınma, beslenme hakkı, hiçbir şart ile sınırlandırılmasın
Siyasi Partiler Yasası değiştirilsin
Lider sultasına son verilsin
Baraj %5e çekilsin
Halkın tercihi Meclise yansısın
Ceza Kanunları değişsin
Ceza kanunu ile cezalandırılmayan hiç bir fiil, hiç bir yasa ile suçlu addedilmesin
Laiklik tanımı evrensel ölçülerde yerini bulsun
Demokrasi ve bireysel haklar, Devlete karşı güvence altına alınsın
Hiçbir vatandaşın eğitim, sağlık, barınma, beslenme hakkı, hiçbir şart ile sınırlandırılmasın
Etiketler: Duyuru
Cuma, Haziran 06, 2008
3H Hareketi Duyurusu
BİRİNCİ SINIF DEMOKRASİ İÇİN BÜTÜN ENGELLER TEMİZLENMELİ
Yazan: 3H Hareketi, Tarih: 05-06-2008 19:15
Yayınlama yeri : Duyurular, 3H Etkinlikleri
YAZILI BASIN BİLDİRİSİ
“BİRİNCİ SINIF DEMOKRASİ İÇİN BÜTÜN ENGELLER TEMİZLENMELİ”
Öyle bir ülke düşünün ki, seçilerek başa gelen bir yasama organı, bireylerin kanun önünde eşitliğini güvence altına alan bir anayasa kanunu değişikliği yapmak istiyor; bunun için gerekli çoğunluğu da üstelik %75 gibi bir oranla buluyor. Bunun yanında, halka karşı hiç bir sorumluluk hissetmeyen, atanarak gelmiş 9 kişi, arkasında 20 milyonu aşkın kişinin temsil yetkisini almış bir yasama organın bu meşru değişikliğini, anayasada olmayan bir yetki ile esastan bozuyor. Bu, apaçık bir demokrasi ve hukuk ihlalidir. Ve böylesine bir olay ancak üçüncü dünya demokrasilerinde ve juristokrasilerinde karşımıza çıkabilir.
Anayasa Mahkemesi’nın bugün bu utanç verici karara imza atarken atıfda bulunduğu Anayasa’nın 2. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin laik olduğu kadar aynı zamanda demokratik bir hukuk devleti olduğunu belirtmektedir. Ama ne yazik ki Anayasa Mahkemesi, bir çok kararında olduğu gibi bu kararında da demokratik hukuk devleti teamüllerini çiğnemis ve anti-demokratik bir anlayışla, atıfta bulunduğu hükmü de çiğneyen skandal bir karara imza atmıştır.
Kararın hukuksuz ve anti- demokratik boyutu bir yana, dünyada hiç bir Anayasa Mahkemesi, bireylerin kanun önünde eşitliğini düzenleyen bir anayasa değişikliğini laikliğe aykırılık gerekçesi ile bozmamıştır. Bugün, Avrupa ülkelerinin çoğunluğunda baş örtüsü ile üniversiteye girmek serbest iken, Anayasa Mahkemesi’nin bugün vermiş olduğu bu karardan, Avrupa’ya teokratik bir düzenin hakim olduğu gibi komik bir sonuç ortaya çıkmaktadır.
Kaldi ki, daha geçen haftalarda bağımsız yargıya müdahale ediliyor tartışmaları yapılırken, yüksek mahkemenin anayasadaki görev ve sorumluluklarını çiğneyerek vermiş oldugu bu karar, bağımsız olmayanın yargı değil bizahati halk tarafından seçilmiş parlemento olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Zira, bu karar, meclisin Anayasa Mahkemesi’nden izinsiz hiç bir karar veremeyeceğinin apaçık bir tescilidir. Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı, halkın halk tarafından halk için yönetimi anlamina gelen çağdaş demokrasi anlayışının vesayet demokrasisi tarafından ikame edildiğinin ve yargıçlar darbesinin adım adım yaklaşmakta olduğunun en güzel kanıtıdır. Yaklaşmakta olan AK Parti Kapatma davası öncesi alınan bu karar, bir bakıma Anayasa Mahkemesi adına ihsas-i reydir.
Artık görülmüştür ki, 12 Eylül ve 82 Anayasasının doğurduğu rejim iflas etmiştir. Atanmışların, seçilmişler üzerindeki bu üstünlüğü yok edilmedikçe, ülkemiz ikinci sınıf demokrasi anlayışıyla yönetilmekten kurtulamayacaktır. Bu ülkede şayet bir darbe yapılacaksa, bu mevcut statukoya karşı yapılmalı ve temel birey hak ve özgürlüklerine tecavüz eden bütün kişi ve kurumlar, hak ettikleri cezayı mutlaka çekmelilerdir. Geçmişteki yüz karası hak ihlalleri ve kararlar ile yüzleşmeden, ülkede özgürlük ve demokrasi lehine yeni bir beyaz sayfa açma girişimlerinin yine sonuçsuz kalacağını belirtir, daha özgür ve mutlu bir Türkiye için üzerimize düşen her türlü görev icin an be an hazır olduğumuzu siz değerli basın mensupları ve saygı duyduğumuz yazarlar aracılığı ile kamuoyuna
3H Hareketi tıklayınız
Yazan: 3H Hareketi, Tarih: 05-06-2008 19:15
Yayınlama yeri : Duyurular, 3H Etkinlikleri
YAZILI BASIN BİLDİRİSİ
“BİRİNCİ SINIF DEMOKRASİ İÇİN BÜTÜN ENGELLER TEMİZLENMELİ”
Öyle bir ülke düşünün ki, seçilerek başa gelen bir yasama organı, bireylerin kanun önünde eşitliğini güvence altına alan bir anayasa kanunu değişikliği yapmak istiyor; bunun için gerekli çoğunluğu da üstelik %75 gibi bir oranla buluyor. Bunun yanında, halka karşı hiç bir sorumluluk hissetmeyen, atanarak gelmiş 9 kişi, arkasında 20 milyonu aşkın kişinin temsil yetkisini almış bir yasama organın bu meşru değişikliğini, anayasada olmayan bir yetki ile esastan bozuyor. Bu, apaçık bir demokrasi ve hukuk ihlalidir. Ve böylesine bir olay ancak üçüncü dünya demokrasilerinde ve juristokrasilerinde karşımıza çıkabilir.
Anayasa Mahkemesi’nın bugün bu utanç verici karara imza atarken atıfda bulunduğu Anayasa’nın 2. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin laik olduğu kadar aynı zamanda demokratik bir hukuk devleti olduğunu belirtmektedir. Ama ne yazik ki Anayasa Mahkemesi, bir çok kararında olduğu gibi bu kararında da demokratik hukuk devleti teamüllerini çiğnemis ve anti-demokratik bir anlayışla, atıfta bulunduğu hükmü de çiğneyen skandal bir karara imza atmıştır.
Kararın hukuksuz ve anti- demokratik boyutu bir yana, dünyada hiç bir Anayasa Mahkemesi, bireylerin kanun önünde eşitliğini düzenleyen bir anayasa değişikliğini laikliğe aykırılık gerekçesi ile bozmamıştır. Bugün, Avrupa ülkelerinin çoğunluğunda baş örtüsü ile üniversiteye girmek serbest iken, Anayasa Mahkemesi’nin bugün vermiş olduğu bu karardan, Avrupa’ya teokratik bir düzenin hakim olduğu gibi komik bir sonuç ortaya çıkmaktadır.
Kaldi ki, daha geçen haftalarda bağımsız yargıya müdahale ediliyor tartışmaları yapılırken, yüksek mahkemenin anayasadaki görev ve sorumluluklarını çiğneyerek vermiş oldugu bu karar, bağımsız olmayanın yargı değil bizahati halk tarafından seçilmiş parlemento olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Zira, bu karar, meclisin Anayasa Mahkemesi’nden izinsiz hiç bir karar veremeyeceğinin apaçık bir tescilidir. Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı, halkın halk tarafından halk için yönetimi anlamina gelen çağdaş demokrasi anlayışının vesayet demokrasisi tarafından ikame edildiğinin ve yargıçlar darbesinin adım adım yaklaşmakta olduğunun en güzel kanıtıdır. Yaklaşmakta olan AK Parti Kapatma davası öncesi alınan bu karar, bir bakıma Anayasa Mahkemesi adına ihsas-i reydir.
Artık görülmüştür ki, 12 Eylül ve 82 Anayasasının doğurduğu rejim iflas etmiştir. Atanmışların, seçilmişler üzerindeki bu üstünlüğü yok edilmedikçe, ülkemiz ikinci sınıf demokrasi anlayışıyla yönetilmekten kurtulamayacaktır. Bu ülkede şayet bir darbe yapılacaksa, bu mevcut statukoya karşı yapılmalı ve temel birey hak ve özgürlüklerine tecavüz eden bütün kişi ve kurumlar, hak ettikleri cezayı mutlaka çekmelilerdir. Geçmişteki yüz karası hak ihlalleri ve kararlar ile yüzleşmeden, ülkede özgürlük ve demokrasi lehine yeni bir beyaz sayfa açma girişimlerinin yine sonuçsuz kalacağını belirtir, daha özgür ve mutlu bir Türkiye için üzerimize düşen her türlü görev icin an be an hazır olduğumuzu siz değerli basın mensupları ve saygı duyduğumuz yazarlar aracılığı ile kamuoyuna
3H Hareketi tıklayınız
Etiketler: Duyuru
Perşembe, Haziran 05, 2008
Salı, Haziran 03, 2008
Cumartesi, Mayıs 31, 2008
Cumartesi, Mayıs 24, 2008
BENİM ADIMA KARAR VERME!
SAYGIDEĞER(?) YARGIÇLAR
21 Mayıs 2008 günü, “adına yargı yetkisi kullanmaktan onur duyduğu Yüce Milletiyle paylaşmak gereğini duyduğunuz” bir bildiri yayınladınız. Adına yargı yetkisi kullandığınız bu milletin bir bireyi olarak, kullandığınız yetki ve sorumluluğunuzun çerçevesini hatırlatma ihtiyacı hissettim.
“Demokratik, lâik ve sosyal hukuk devleti” idealine bağlı, Cumhuriyetin temel niteliklerini benimsemiş bir birey olarak;
Toplumun çözüm bekleyen sorunlarının başında gelen yargısal sorunların çözümünde hiç bir katkı yapmayacaksanız,
İşgal ettiğiniz makamlarınızı siyasal görüşlerinize alet edecekseniz,
Toplumdan “anayasayı değiştireceğim” vaadiyle oy alan bir partinin yeni anayasa yapma girişimini ve Meclis’in Anayasa yapma yetkisini engellemeye kalkacaksanız,
Ve bunu millet adına karar verme yetkinizi kullanarak yapacaksanız,
Yayınladığınız bildiriyle halen Anayasa Mahkemesi’nde dava konusu olan, Anayasa maddeleri değişiklikleri hakkındaki davanın seyrini etkiyelecek şekilde doğrudan yargıya müdahale edecekseniz,
Ve hatta, Anayasa maddelerini değiştirmek gibi asli yetkisini kullanan yasama organını hedef gösterecekseniz,
Avrupa Birliği müzakereleri sürecinde öncelikli olarak yapılması gereken yargı reformuna pozitif katkı yapmak bir yana, sırf AB sürecini baltalamak için reformlara karşı çıkacaksanız,
Bireyi, devlet dahil her türlü otoritenin baskısına karşı koruyup, onun haklarını temin edecek bir hukuk anlayışını benimsemeyecek; devleti, bireyin ve milletin önünde ve üstünde tutacak ve kararlarınızı buna göre verecekseniz,
Benim adıma karar vermeyin.
21 Mayıs 2008 günü, “adına yargı yetkisi kullanmaktan onur duyduğu Yüce Milletiyle paylaşmak gereğini duyduğunuz” bir bildiri yayınladınız. Adına yargı yetkisi kullandığınız bu milletin bir bireyi olarak, kullandığınız yetki ve sorumluluğunuzun çerçevesini hatırlatma ihtiyacı hissettim.
“Demokratik, lâik ve sosyal hukuk devleti” idealine bağlı, Cumhuriyetin temel niteliklerini benimsemiş bir birey olarak;
Toplumun çözüm bekleyen sorunlarının başında gelen yargısal sorunların çözümünde hiç bir katkı yapmayacaksanız,
İşgal ettiğiniz makamlarınızı siyasal görüşlerinize alet edecekseniz,
Toplumdan “anayasayı değiştireceğim” vaadiyle oy alan bir partinin yeni anayasa yapma girişimini ve Meclis’in Anayasa yapma yetkisini engellemeye kalkacaksanız,
Ve bunu millet adına karar verme yetkinizi kullanarak yapacaksanız,
Yayınladığınız bildiriyle halen Anayasa Mahkemesi’nde dava konusu olan, Anayasa maddeleri değişiklikleri hakkındaki davanın seyrini etkiyelecek şekilde doğrudan yargıya müdahale edecekseniz,
Ve hatta, Anayasa maddelerini değiştirmek gibi asli yetkisini kullanan yasama organını hedef gösterecekseniz,
Avrupa Birliği müzakereleri sürecinde öncelikli olarak yapılması gereken yargı reformuna pozitif katkı yapmak bir yana, sırf AB sürecini baltalamak için reformlara karşı çıkacaksanız,
Bireyi, devlet dahil her türlü otoritenin baskısına karşı koruyup, onun haklarını temin edecek bir hukuk anlayışını benimsemeyecek; devleti, bireyin ve milletin önünde ve üstünde tutacak ve kararlarınızı buna göre verecekseniz,
Benim adıma karar vermeyin.
Etiketler: Duyuru
Cuma, Mayıs 23, 2008
Sıktınız artık, yeter yahooo
Dur Ey Sayıştay, Bari Sen Yapma!GENÇ SİVİLLER BASIN BÜLTENİ
Tarih: 23 Mayıs BUGÜN
Saat: 15.00Yer: Sayıştay önü (Eskişehir Yolu)
Dur Ey Sayıştay, Bari Sen Yapma!
Yargıtay, Danıştay'dan üst üste gelen muhtıralardan sonra yaptığımız hesaplara göre birazdan da Sayıştay halka, parlamentoya, hükümete ve Avrupa Birliği'ne bir muhtıra verecek.
Bugüne kadar darbeler bir gece ansızın geldi, darbelerin tarihini önceden tahmin edemedik ve bu yüzden de hiçbirini olmadan önce durduramadık.
Birer gün arayla Yargıtay ve Danıştay'dan gelen açıklamalarla bugün ilk kez bir muhtıranın ne zaman yapılacağını kestirebiliyoruz.
Genç Siviller olarak; bir muhtırayı verilmeden önce durduracak olmanın haklı gururunu yaşıyoruz.
Şimdi Sayıştay binasında "Yargıtay ve Danıştay muhtıra verdi, bizim neyimiz eksik. Biz de bu cumhuriyetin çocuğu değil miyiz, neden biz geride kalalım, yoksa bizim için ne derler" diye konuşmalar geçiyor olabilir.
Buradan Sayıştay'a sesleniyoruz. Dur ey Sayıştay. Muhtıra vermeden önce bir kez daha düşün. Gaza gelme, bari sen yapma, acı bize, çoluğumuz çocuğumuz var, geleceğimizle ilgili ümitlerimiz var. En azından borsanın kapanmasını bekle.
Bak sen de muhtıra verirsen Ankara'yı kasıp kavuran bu demokrasi düşmanı kolera salgını Karayolları Genel Müdürlüğü'nden, Emekli Sandığı'na, Diyanet İşleri'nden, Su İşlerine kadar diğer kurumlara da sıçrayacak.
Bu şımarık muhtıralarla demokrasimizi hala 'tay tay' adımlarla yürümeye zorlayan devlet memurlarını; makam odalarının penceresinden, lojmanlarının balkonundan, makam arabalarının camından, lokallerinin bahçesinden hatta tatil köylerinin duvarlarından dışarı bakmaya davet ediyoruz.
Biz değiştik, Türkiye değişti, Dünya değişti.
'Yargı'larınız size kalsın, işinizi yapın, size 'danış'ırsak konuşun, ve demokrasiyle savaşmayın, sayışın.
Tarih: 23 Mayıs BUGÜN
Saat: 15.00Yer: Sayıştay önü (Eskişehir Yolu)
Dur Ey Sayıştay, Bari Sen Yapma!
Yargıtay, Danıştay'dan üst üste gelen muhtıralardan sonra yaptığımız hesaplara göre birazdan da Sayıştay halka, parlamentoya, hükümete ve Avrupa Birliği'ne bir muhtıra verecek.
Bugüne kadar darbeler bir gece ansızın geldi, darbelerin tarihini önceden tahmin edemedik ve bu yüzden de hiçbirini olmadan önce durduramadık.
Birer gün arayla Yargıtay ve Danıştay'dan gelen açıklamalarla bugün ilk kez bir muhtıranın ne zaman yapılacağını kestirebiliyoruz.
Genç Siviller olarak; bir muhtırayı verilmeden önce durduracak olmanın haklı gururunu yaşıyoruz.
Şimdi Sayıştay binasında "Yargıtay ve Danıştay muhtıra verdi, bizim neyimiz eksik. Biz de bu cumhuriyetin çocuğu değil miyiz, neden biz geride kalalım, yoksa bizim için ne derler" diye konuşmalar geçiyor olabilir.
Buradan Sayıştay'a sesleniyoruz. Dur ey Sayıştay. Muhtıra vermeden önce bir kez daha düşün. Gaza gelme, bari sen yapma, acı bize, çoluğumuz çocuğumuz var, geleceğimizle ilgili ümitlerimiz var. En azından borsanın kapanmasını bekle.
Bak sen de muhtıra verirsen Ankara'yı kasıp kavuran bu demokrasi düşmanı kolera salgını Karayolları Genel Müdürlüğü'nden, Emekli Sandığı'na, Diyanet İşleri'nden, Su İşlerine kadar diğer kurumlara da sıçrayacak.
Bu şımarık muhtıralarla demokrasimizi hala 'tay tay' adımlarla yürümeye zorlayan devlet memurlarını; makam odalarının penceresinden, lojmanlarının balkonundan, makam arabalarının camından, lokallerinin bahçesinden hatta tatil köylerinin duvarlarından dışarı bakmaya davet ediyoruz.
Biz değiştik, Türkiye değişti, Dünya değişti.
'Yargı'larınız size kalsın, işinizi yapın, size 'danış'ırsak konuşun, ve demokrasiyle savaşmayın, sayışın.
Etiketler: Duyuru
Salı, Nisan 29, 2008
Kanlı 1 Mayıs Unutulmadı
1 KANLI MAYIS DAHA İSTEMİYORUZ!
Bundan otuzbir yıl önce Taksim kana bulandı. 1 Mayıs İşçi Bayramı, Taksim’i bayram yerine değil cehenneme çevirdi. Sahipleri karanlıkta kalan kurşunlar, rastgele meydana saçıldı. Gencecik insanlar canından oldu.
Aradan otuzbir yıl geçti... Yarın, yine İşçi Bayramı. Yine işçiler Taksim meydanını dolduracak. Ve İstanbul valisinin haber verdiğine göre yine provokatörler iş başında olacak. Yani, Taksim yine cehenneme dönebilir, bir işçi bayramı daha kana bulanabilir.
Peki, provokasyon ihbarını alan vali ne tür bir önlem alıyor dersiniz? Elbette akla en son gelecek şeyi yapıyor ve işçilere Taksim’de bayramlarını kutlamayı yasaklıyor. Provokasyonu önlemenin yolunu, 1 Mayıs’ı işçilere zehir etmekte arıyor. Üstelik gerekirse orantılı güç kullanarak, ne pahasına olursa olsun yasaktan vazgeçmeyeceğini söylüyor.
1 Mayıs’ın cehenneme dönmemesi için çözüm yolu bu olamaz. Provokasyonu engellemenin yolu bu olamaz. İşçileri orantılı güçle tehdit ederek, kılıçları kınından çekerek ancak kaosa davetiye çıkartılmış oluyor.
Keşke, güvenlik gerekçeleriyle Taksim’i 1 Mayıs kutlamalarına kapatma kararı alan vali, insanları alanın dışında tutmak için kullandığı güvenlik imkânlarını alanın içinde güvenli bir kutlama yapmak için kullanmayı denese... Kaosa davetiye çıkarmak yerine, 1 Mayıs’ın Taksim’de güvenli bir şekilde kutlanması için gerekli tedbirleri alsa... Çağlayan’da sağladığı güvenliği Taksim’den esirgemese...
Keşke, kendisi de yasakçı zihniyetin muhatablarından olan hükümet, topluma girilemez alanlar inşa etmenin ne kadar rencide edici olduğunu anlayabilseydi. Keşke, bu kadar hassas bir konuyu valinin insafına bırakmasaydı. Keşke Anayasa Mahkemesi’nin 367 kararına karşı “kanunlara uyun” çağrısı yapanlarla aynı pozisyona düşmek yerine, halkın taleplerine kulak verselerdi. Böylece 1 Mayıs’ta Taksim’e giren işçiye, kamusal alana giren başörtülü muamelesi yapmalarına gerek kalmazdı.
Yarın hem Taksim meydanında olacak, hem olmayacak insanlar olarak, 1 Mayıs’a 1 kala hala vakit varken, yetkilileri orantılı ve orantısız güçlerini halkın güvenliği için kullanmaya ve bunun için sorumluluk almaya davet ediyoruz...
Henüz özgür olmadık platformu
Bundan otuzbir yıl önce Taksim kana bulandı. 1 Mayıs İşçi Bayramı, Taksim’i bayram yerine değil cehenneme çevirdi. Sahipleri karanlıkta kalan kurşunlar, rastgele meydana saçıldı. Gencecik insanlar canından oldu.
Aradan otuzbir yıl geçti... Yarın, yine İşçi Bayramı. Yine işçiler Taksim meydanını dolduracak. Ve İstanbul valisinin haber verdiğine göre yine provokatörler iş başında olacak. Yani, Taksim yine cehenneme dönebilir, bir işçi bayramı daha kana bulanabilir.
Peki, provokasyon ihbarını alan vali ne tür bir önlem alıyor dersiniz? Elbette akla en son gelecek şeyi yapıyor ve işçilere Taksim’de bayramlarını kutlamayı yasaklıyor. Provokasyonu önlemenin yolunu, 1 Mayıs’ı işçilere zehir etmekte arıyor. Üstelik gerekirse orantılı güç kullanarak, ne pahasına olursa olsun yasaktan vazgeçmeyeceğini söylüyor.
1 Mayıs’ın cehenneme dönmemesi için çözüm yolu bu olamaz. Provokasyonu engellemenin yolu bu olamaz. İşçileri orantılı güçle tehdit ederek, kılıçları kınından çekerek ancak kaosa davetiye çıkartılmış oluyor.
Keşke, güvenlik gerekçeleriyle Taksim’i 1 Mayıs kutlamalarına kapatma kararı alan vali, insanları alanın dışında tutmak için kullandığı güvenlik imkânlarını alanın içinde güvenli bir kutlama yapmak için kullanmayı denese... Kaosa davetiye çıkarmak yerine, 1 Mayıs’ın Taksim’de güvenli bir şekilde kutlanması için gerekli tedbirleri alsa... Çağlayan’da sağladığı güvenliği Taksim’den esirgemese...
Keşke, kendisi de yasakçı zihniyetin muhatablarından olan hükümet, topluma girilemez alanlar inşa etmenin ne kadar rencide edici olduğunu anlayabilseydi. Keşke, bu kadar hassas bir konuyu valinin insafına bırakmasaydı. Keşke Anayasa Mahkemesi’nin 367 kararına karşı “kanunlara uyun” çağrısı yapanlarla aynı pozisyona düşmek yerine, halkın taleplerine kulak verselerdi. Böylece 1 Mayıs’ta Taksim’e giren işçiye, kamusal alana giren başörtülü muamelesi yapmalarına gerek kalmazdı.
Yarın hem Taksim meydanında olacak, hem olmayacak insanlar olarak, 1 Mayıs’a 1 kala hala vakit varken, yetkilileri orantılı ve orantısız güçlerini halkın güvenliği için kullanmaya ve bunun için sorumluluk almaya davet ediyoruz...
Henüz özgür olmadık platformu
Etiketler: Duyuru
Çarşamba, Nisan 23, 2008
Cuma, Haziran 15, 2007
Çarşamba, Haziran 06, 2007
Polis Dayağı
Basina ve Kamuoyuna
5.6.2007 gunu saat 23:00 sularinda midye sattigim Beyoglu'ndan tarlabasindaki evime donuyordum. Tarlabasi Caddesi uzerindeki Beyoglu Emniyet Mudurlugu onunde gorevli polisler tarafindan 'Nereye gidiyorsun!' diye yuksek sesle azarlanarak durduruldum.
Isten eve gittigimi soyledim. Polis memuru kufrederek 'Buradan gecisin yasak oldugunu bilmiyor musun?' dedi. Ben de 10 yildir burada oturdugumu ve her aksam bu yoldan eve dondugumu soyledim. Polis memuru agiza alinmayacak sekilde kufrederek bana saldirdi, gozumun ustune yumruk atti ve beni yere dusurdu. Sonra diger gorevli memur geldi ve yerde tekme tokat doverek sokaktan gecmeme izin vermediler.
Bu uygulama yeni degil, bir suredir travesti ve transseksuellerin karakolun onunden gecisi yasaklanmisti. Bu tur bir uygulamanin yasal dayanagi varsa bilmek istiyorum.
Ben hayatimi 7-8 yildir seks isciligi yapmadan kazaniyorum. Cesitli kafe ve lokantalarda ascilik yaptim, en son bir aydir Amargi Kadin Kooperatifi' nde yarim gun ve asgari ucretle calisiyorum. Ancak bu beni gecindirmedigi icin bir yildan beri aksamlari sokakta midye satisima devam ediyorum. Ayrica Cumartesi aksamlari kendi yazip oynadigim tek kisilik stand-up gosterisi yapiyorum. Bu yuzden bu yasadisi uygulamanin, seks isciligine degil dogrudan travesti ve transseksuel cinsiyet kimligine yonelik oldugunu dusunuyorum. Bu insan haklari ihlalini bundan sonra kimsenin yasamamasi icin yarin suc duyurusunda bulunacagim.
Bu suregiden insan hakki ihlallerini durdurmak icin, yasadigim olayi butun duyarli kesimlerin ve basin mensuplarinin dikkatine sunuyorum. Esmeray birevokesmeray@ yahoo.com
5.6.2007 gunu saat 23:00 sularinda midye sattigim Beyoglu'ndan tarlabasindaki evime donuyordum. Tarlabasi Caddesi uzerindeki Beyoglu Emniyet Mudurlugu onunde gorevli polisler tarafindan 'Nereye gidiyorsun!' diye yuksek sesle azarlanarak durduruldum.
Isten eve gittigimi soyledim. Polis memuru kufrederek 'Buradan gecisin yasak oldugunu bilmiyor musun?' dedi. Ben de 10 yildir burada oturdugumu ve her aksam bu yoldan eve dondugumu soyledim. Polis memuru agiza alinmayacak sekilde kufrederek bana saldirdi, gozumun ustune yumruk atti ve beni yere dusurdu. Sonra diger gorevli memur geldi ve yerde tekme tokat doverek sokaktan gecmeme izin vermediler.
Bu uygulama yeni degil, bir suredir travesti ve transseksuellerin karakolun onunden gecisi yasaklanmisti. Bu tur bir uygulamanin yasal dayanagi varsa bilmek istiyorum.
Ben hayatimi 7-8 yildir seks isciligi yapmadan kazaniyorum. Cesitli kafe ve lokantalarda ascilik yaptim, en son bir aydir Amargi Kadin Kooperatifi' nde yarim gun ve asgari ucretle calisiyorum. Ancak bu beni gecindirmedigi icin bir yildan beri aksamlari sokakta midye satisima devam ediyorum. Ayrica Cumartesi aksamlari kendi yazip oynadigim tek kisilik stand-up gosterisi yapiyorum. Bu yuzden bu yasadisi uygulamanin, seks isciligine degil dogrudan travesti ve transseksuel cinsiyet kimligine yonelik oldugunu dusunuyorum. Bu insan haklari ihlalini bundan sonra kimsenin yasamamasi icin yarin suc duyurusunda bulunacagim.
Bu suregiden insan hakki ihlallerini durdurmak icin, yasadigim olayi butun duyarli kesimlerin ve basin mensuplarinin dikkatine sunuyorum. Esmeray birevokesmeray@ yahoo.com
Etiketler: Duyuru











