“Sular yükselince, balıklar karıncaları yer... Sular çekilince de karıncalar balıkları yer... Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmesin.. Çünkü kimin kimi yiyeceğine "suyun akışı" karar verir... Afrika atasozu

Cuma, Aralık 08, 2006

Çatlak Tabak



Nereden geldi? Ne zamandan kalma acaba? Hiç bir şey hatırlayamıyorum bu konuda. Hafif sarımtırak artık, beyazlığı da kalmamış. Acaba yeni alındığında da böyle miydi rengi? Yoksa yıllar içerisinde, kullanıla kullanıla mı bu rengi aldı? Ortasında bir çatlak var. Hep vardi. Neredeyse kendimi bildiğim bileli.

Yeni yetmeliğimde ne özeldi bu tabak benim icin. Evdeki tek farklı tabaktı. İlla da yemeğimi ondan yemek isterdim. Neydi? Kimseye benzememe isteğiydi galiba. Herkesten farklı olabilme özlemi. Dikkat çekmek, tek olmak, özel olmak.

Oniki yaşımdan beri var olduğunu düşünsem, kırksekizi bitirmek üzere olduğuma göre, nereden baksam otuzaltı yıllık bir tabak. En azından benim evimde o kadar yaşlı. Ne zaman üretildi, ne zaman pazara çıktı, raflarda veya depoda ne kadar bekledi bilemeyeceğime göre, en doğrusu kendi hesaplayabileceğim sürece güvenmek. Otuzaltı yıl, dile kolay. Üstelik o yıllardan beri de ortasındaki bu çatlağı hatırlarım.

Babam nasıl da sinirlenirdi bana, bu tabaktan yiyeceğim diye tutturduğumda. Çatlak tabak diye herhalde. Allah icin, görüntüsüne düşkün adamdı. Kimse bir kez ütüsüz üst başla görmemiştir, ne de briyantinsiz saçlarla. Çok iyi bakardı kendisine. Sofrada ondan sevmezdi sanırım çatlak bir tabakla masaya oturmamı. Hatta annem koymazdı masaya da, kalkıp kendim alır gelirdim tabağımı. Ne kadar benimsemiştim. Benim tabağımdı o. Çatlak matlak, sarımtırak marımtırak, bana ait, benim özelim gibiydi sanki.

Kendime ait özel bir odam olması yetmiyormuş demek ki, ille de daha fazla özellerim olmalıymış. Oysa, şimdi düşünüyorum da, benim yetişme çağımda kaç çocuğun kendisine ait çift kişilik yataklı, kütüphaneli, çalısma masalı bir odası vardı, üstelik de onaltı metrekare? Çok şanslıydım bu açıdan, çok. Ama, bir şeyler eksikmiş işte. Derinlerimde bir yerlerde bir şeyler hep eksikmiş. Ondandı belki de bu çatlak tabağa olan sevdalılığım.

Bir gün kırmaya kalkışmıştı babam tabağımı. Zor kurtarmıştım elinden. Annem de yardım edince yumuşamıştı babam. Oysa annem de az sinirlenmezdi hani. Ne vardi ki? Ne olmuştu? Niye eski, çatlak bir tabaktan yiyemeyecektim?Anlamsız bir takışma işte. Peki, ben olsaydım onların yerinde, acaba ben çocuklarıma nasıl davranırdım? Hiç böyle bir şey yaşamadım ki bunu cevaplayayım. Ben de az çok babama çekmişim, sofra düzenine ve şıklığına çok düşkünüm. Tek başıma yerken bile sanki bir sarayda yemek yermişcesine özen gösteririm soframa. Ama, sanırım yenilik eskilik ile bir derdim yok. Ben daha çok estetik üzerinde duruyorum sofrada. Yine de bilemeyeceğim, ben olsam nasıl davranırdım, çocuklarım illa da eski ve çatlak bir tabaktan yemek konusunda ısrarlı olsalardı.

Bugüne kadarmış seninle dostluğumuz, yarenliğimiz. Artık zamanı geldi. Taşınıyorum. Farklı bir düzen kurmalıyım kendime. Tek tük ne varsa yok etmeliyim mutfağımda. Ondan seninle vedalaşmamız. İki ayrı eve bölmeliyim eşyamı. Yarısını yazlığıma, yarısını da kışlığıma. Her iki evimi de yeni baştan düzenleyeceğime, yeni bir hayat kuracağıma göre, sana da yol göründü artık. Affet beni sadık çatlak tabağım. Güle güle.

5 Comments:

Anonymous kayhanovic said...

36 yıılık tabak mı. benden byük:) saygı göstermekten başka bir care yok... tabakla duygusal bağ:) ama ne bilim tarihi eser o bence yollama.

Aralık 08, 2006 9:28 ÖÖ  
Blogger MEYRACA said...

ATMADIM DE LÜTFEN..
YA HATIRALARINI...;(

Aralık 11, 2006 1:50 ÖÖ  
Blogger Birsen Şahin said...

Atım :)

Aralık 13, 2006 1:12 ÖÖ  
Blogger Birsen Şahin said...

Özür dilerim, "Attım" olacaktı.

Hatıralarım gördüğünüz gibi benimle birlikte yaşadığı gibi tarihe de kazınmış oldu

Aralık 13, 2006 1:13 ÖÖ  
Blogger Sonia said...

Merhaba, Tabak hikayesine takildim kaldim. Bende de vardir öyle uzun yillar saklanmis esyalar, anilar. Saray sofralari gibi özenle düzenlediginiz bir yilbasi sofrasi ve mönüsü hazirliyarak etkinlige katilmanizi istiyorum. Aramizda fazla yas farki olmadigi gibi, ayni sehrin insaniyiz lakin ben uzun yillardir yurtdisinda yasiyorum. Selam ve sevgilerimle Sonia...

Aralık 19, 2006 11:22 ÖÖ  

Yorum Gönder

<< Home

Seninle gurur duyuyorum

kalbim seninle

Edith Piaf - La Vie En Rose
by bigproblem11