“Sular yükselince, balıklar karıncaları yer... Sular çekilince de karıncalar balıkları yer... Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmesin.. Çünkü kimin kimi yiyeceğine "suyun akışı" karar verir... Afrika atasozu

Çarşamba, Haziran 07, 2006

Cezayir'de Yaşanan Oyun ve Türkiye

2001 Yılı bahar dönemi Cezayir’de düzenlenmiş olan ticari bir fuara iştirak etmiştim. Çok ülkeden katılımcı olmakla birlikte, daha önceden de Cezayir’e birkaç seyahatte bulunduğumdan ve aradaki farkı görecek kadar bu ülke gerçekleri ve ticareti hakkında fikir sahibi olduğumdan, çok bariz Amerikan iştirakini görmek kafamda bir sürü soru işaretinin doğmasına yol açmıştı. 2001 Yılına kadar Amerika’nın Cezayir gibi bir ülkenin fuarına bu denli yaygın iştirakine ilk kez şahit olmuştum. Daha önce Cezayir ABD için, iç savaş olan ve halkı son derece alım gücünden yoksun bir ülkeydi, bir de tabii ki Fransız etkisi kolay silinecek gibi görünmediğinden, o güne dek bu ülkede çok fazla Amerikalı tacir ve/veya sanayici görmek mümkün değildi.

Fuarın ilk günleri gayet güzel geçmekte iken, bir anda o zamanın T.C. Büyükelçisi tarafından, bir gün otelde tutulduk, çünkü FIS(İslami Selamet Partisi) , büyük bir harekete geçmişti. Sayın Büyükelçimiz de haklı olarak kendi vatandaşlarının hayatının tehlikede olmasını istemiyordu.

Sizler de burada izlediniz televizyonlardan Cezayir’de o dönemin kargaşalarını. Kötü günlerdi ve kötü şeyler oldu. Ancak, sizin burada televizyonlardan izlediğiniz boyutta olmadığı gibi, Cezayir’deki bu partinin amacı şeriat getirmek falan da değildi. Ayaklanma İslami bir partidendi, fakat ayaklanmanın amacı televizyonlarınızda izlediğiniz gibi orduya bir başkaldırı değildi. Bizler tacir ve sanayici temsilcileri olarak Cezayir halkı ile yakın ilişkiler içerisindeydik. Hatta, büyük bir kısmımız Fransızca da bilmediğimizden, orada işsiz Üniversiteli gençler arasından İngilizce bilen tercümanlar kiraladığımızdan, bu genç Üniversitelilerden ülkenin içinde bulunduğu durumu çok daha yakından, doğrudan kendi halkından öğrenebiliyorduk.

Cezayir’in GSMHnın %65ini petrol gelirleri oluşturmakta. Eh, yıllarca neden bu kadar kaynadığı ortaya çıktı, değil mi? Oysa, Cezayir’li gençlerin sokaklarda hep işsiz dolaştığını ve bunun dünyaya karşı bunun utancını taşıdıklarını yüzlerinden okursunuz. Gencecik, okuyup da mühendis olmuş, eğitimci olmuş nice genç hep ya Fransa’ya göç etmenin peşindeydi, ya da ABD’ye. Yine bu gençler içten içe biliyorlardı ki, aslında onların bu duruma gelmesinin müsebbibi de bu iki ülkeydi. Yazık ki, kısa dönem için yapabilecekleri fazla bir şey yoktu.

Bu denli büyük bir petrol ülkesinin üzerinde Fransa ve ABD’nin oynadığı oyunlar sonucu bu ülke her türlü kargaşayı yaşadı. Fransa orduyu desteklerken, ABD FIS(İslami Selamet Partisi)ni desteklediklerinden, bu ülkenin vatandaşları açlık sınırın altında yaşadı, bu ülkenin gençleri bu iki maşanın çıkarları ve emperyal duyguları uğruna can verdi.

Veeeeeee……. Gelelim bize;

Son bir aylık süreci bir daha gözden geçirin ülkemizde, bir de meseleyi Susurluk olayından beri tekrar şöyle bir gözlerinizin önünde dans ettirin, bunun üzerine de çok yakın bir gelecekte Türkiye’nin dünya üzerindeki doğal gaz köprüsü olma konumu getirin.

Başka söze ne hacet?

Birsen Şahin
07/06/2006

Seninle gurur duyuyorum

kalbim seninle

Edith Piaf - La Vie En Rose
by bigproblem11