“Sular yükselince, balıklar karıncaları yer... Sular çekilince de karıncalar balıkları yer... Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmesin.. Çünkü kimin kimi yiyeceğine "suyun akışı" karar verir... Afrika atasozu

Pazar, Mayıs 28, 2006

Aç Gözünü Türkiye'm!



İnsanın kafası allak bullak oluyor bazen. Halkımın aklının nereye kaybolmuş olduğunu anlayamıyorum.

Oysa daha dün gibi; benim gözümün önünden şerit gibi geçmekte bazı gerçekler. 12 Eylül 1980 öncesi bir sabah bir ülkücü gencin öldürüldüğü tabancayla, akşamına solcu bir genç öldürüldü. Her iki ailede de yürekler yandı, analar saçını başını yoldu. O günlerde kimse sorgulamayadı bu işin nasıl olduğunu. Kolay mıydı? Var mıydı bunu sorgulayabilecek bir babayiğit? İhtilal olmadan önce insanların gözlerinin körlüğü bunu soruşturmayı engellemişti. Kim yapabilir bunun açıklamasını? O silah kimin elindeydi de, farklı siyasi görüşten iki genci yoketmişti? Üstelik her bir grup da bunu, karşı grubun yaptığını zannetmişti?

Kan gövdeyi götürmüştü ülkemde. Binlerce ocak yandı, binlerce genç birbirine düşürüldü. Binlerce ana-babanın düşleri öldü. Evlattan değerli bir varlık var mıdır acunda ana-baba için? Bütün bu ana-babalar acılarını yüreklerine gömdüler. Yüreklerde kaldı bu kıstırılmış acılar. Kimse hesap soramadı. Ne o gün, ne daha sonra.

Yıllar sonra Ufuk Güldemir'in "Kanat Operasyonu" adlı kitabından öğreniyoruz ki, bir ABD'li Orgeneral'in(Roger) emriyle siyasetin dışına çıkılarak, demokrasiden uzaklaşarak, Yunanistan'ın, Nato'nun askeri kanadına dönüşüne Evren'in imza vermesi için yaratılmış bir kargaşanın oyuncakları olmuşuz. Ne acı, değil mi? Bütün bu evlatları ne uğruna yitirmişiz? Ben o kuşağın sağ kalanlarındanım; daha aklı başında ve okuyan bir genç, aynı zamanda da ülkesine dünyadan bakmayı öğrenmiş bir genç olarak yaşamış olduğum için, belki bir çok arkadaşımıza rağmen bugünleri gördüm ve görmekte birçok akranım da benimle birlikte.

Sonra "Susurluk" dediler. Ama, demek ki, o zaman da akıllı siyasetçilerimiz yoktu ki, her şeye rağmen demokratik açılımı sürdüremediler ve demokrasiyi yerleştiremediklerinden, failleri bulunamadı. Görünene bakmayın, o ancak, "derin devletin" göstermek istediği kadarı oldu.

Son zamanlarda Şemdinli olayı patlak verdi. Başbakan televizyonlardan bize, işin sonuna kadar gidileceği söylemini iletti. Bu olayı ört bas edenlerin ellerinde nasıl bir koz var ki, hangi siyasetçi gelse, sus pus oluyor?

Peki Danıştay davasının patronu kim? Oyunu kim tezgahladı? Bu olayda bir kısım insanımız nasıl da oyuna getirildi? Hala da aynı oyuna gelmekte ısrarlılar? Hala ne kadar da kör bakıyorlar dünyaya? Nasıl olur da, olayın sadece ve sadece demokrasiden ödün vermemekle çözüleceğinin farkına varmazlar? Nasıl olur da sadece bir avuç aydın kazan kaldırır, demokratik hakların yeni çıkarılan yasayla sınırlanacağının ve bunun da sonuçlarının çok kötü olacağının? Mangalda kül bırakmayanlar nerede? Hala mı körlükte ısrarcısınız? Birileri istediği hükümeti kurdurtup, istediği hükümeti düşürüyor? Kim bu birileri? Hala mı bunu görmemekte ısrarcısınız?

Bugün mevcut hükümeti beğenmeyebilirsiniz. Ama nasıl olur da "Bunlar gitsin de, isterse demokrasi olmasın" gibi bir mantığı güdebilirsiniz? Bugün kaybolan demokrasi, yarın sizin için var olacak mı zannediyorsunuz? Aynı birilerinin, siz onların istemediği bir konuda ısrarcı olduğunuzda, yine o hükümeti de devirme gayretleri içerisinde olacağını görmekten aciz bir ülke miyiz biz?

Hiç kimse hala oturup düşünmeyecek mi, 11 Eylülde kan gövdeyi götürürken, asker aynı asker iken, nasıl oldu da, bir gün sonra aynı askerle, bıçak gibi durdu akan oluk oluk kan? Hala mı evlatlarınızın nasıl olup da, bir oyuna alet edildiğini, hatta kendinizin, arkadaşlarınızın nasıl bir oyuna alet edildiğini göremezsiniz?

Hükümetin uygulamalarını yetersiz buluyoruz. Hükümet ilk üç yıllık performansını yitirdi. Umarım tez zamanda bunu görür ve aklını başıan toplar Türkiye'yi yönetenler. Çünkü, buna gerçekten çok ihtiyaç var. Birileri İran'a saldırma amacıyla taraftar bulamadığından, ülkemizi kendi paspası yapmak istediğinden, bizi yumuşak karnımızdan kaşımaya başladı ve ne yazık ki benim safsata "entel dantellerim", başlarını devekuşu gibi kuma gömmüş, bu uğurda demokrasi gidecek, farkında değil.

Tahmin edemeyeceğiniz kadar zor bir döneme giriliyor. Bu kaşıma devam edebilir ve ülkem bu yaz günleri korkunç manzalar ile karşılaşabilir. Buna bir destek de siz vermeyin ne olur!!!

ABD'nin ekonomisi oldukça güç günler yaşıyor; Rusya kendi enerji borsasını kuruyor, İran ABD Dolarnı kullanmayı bırakacağını açıklıyor, Uzak Doğuda Çin gibi bir İmparatorluk gelişiyor ve süper güçler el değiştirecek. Bu el değiştiriş esnasında dünya krizlere gebe. Ekonomik krizler de, insanların acı çekmesi ve susturulması için despotların at oynattığı zamanlardır.

Aç gözünü Türkiye'm! Demokrasi olduğu sürece bugün bu hükümet gider, yarın senin oy verdiğin hükümet iktidar ve muhtedir olur. Ama demokrasi işlemez de rafa kalkarsa, kuracağın hükümet de muktedir olamayacaktır! Demokrasinin işlemesinin tek yolu da, hangi iktidar olursa olsun, demokrasiden ödün verilmemesi üzerine söylemde bulunmaktır. Birilerinin istediği hükümeti kurdurup, istediğini devirmesi oyununa alet olmamaktır.

28 Mayıs 2006
Birsen Şahin

5 Comments:

Blogger Birsen Şahin said...

Thank you for dropping by and leaving a message. I prefered you left your name and email add sothat I could send you a message... : )

Haziran 09, 2006 5:12 ÖS  
Anonymous Adsız said...

This is very interesting site...
Renewal information for health ins Alfa romeo dealers uk

Ağustos 15, 2006 9:33 ÖS  
Anonymous Adsız said...

This is very interesting site... » »

Şubat 08, 2007 4:51 ÖÖ  
Anonymous Adsız said...

Cool blog, interesting information... Keep it UP Lethbridge moving companies Baby bingo shower game Amature pornstars

Şubat 21, 2007 11:49 ÖÖ  
Anonymous Adsız said...

Excellent, love it! »

Mart 01, 2007 5:28 ÖÖ  

Yorum Gönder

<< Home

Seninle gurur duyuyorum

kalbim seninle

Edith Piaf - La Vie En Rose
by bigproblem11