“Sular yükselince, balıklar karıncaları yer... Sular çekilince de karıncalar balıkları yer... Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmesin.. Çünkü kimin kimi yiyeceğine "suyun akışı" karar verir... Afrika atasozu

Çarşamba, Şubat 22, 2006

Sevgimi Kaybettim : Hükümsüzdür!

Daha ufacık yaşlarda başladı yarışım, anaokullarında; hangi çocuk daha iyi iletişim kurabiliyorsa o öne çıktı, ben daha gerilere atıldım. Ne ailemin zamanı vardı, ne de öğretmenlerimin, bunun kökünü arayıp bulmaya. Akşamüzeri annem beni okulumdan aldığında, deli gibi yemek telaşına girişirdi. Babamsa eve gelir gelmez, gazetesini alır eline, yemek hazır oluncaya kadar anneme arada emirler de yağdırırdı; yorgunluk kahvesi yapardı annem ona bir taraftan akşam yemeğini hazırlarken. Ben ise babamın dizinin dibine oturur, beni fark etmesini beklerdim beyhude.

İlk Okula gittim sonra, çalışkanların en öne, tembellerin en arkaya oturtulduğu bir düzende, çabaladım sınıf geçmeye. Ne öğrendiğimin pek önemi yoktu, aslolan sınıf geçebilmekti çoğunlukla. Bir de okul bitiminde yarış atına döndürüldüğümüz sınav sendromu vardı. Bütün arkadaşlar birbirimizle yarışır olduk. Daha dün birlikte oyuncaklarımı paylaştığım, hep birlikte sokakta oynadığım arkadaşlarımın hepsi artık bana düşmandı, ben de onlara. Öyle ya, bir köşe kapmacaydı bu. Herkes puanına göre bir okula gidecekti. Yeteneklerim ise kimsenin umurunda değildi.

Sonra Lise derken, geldim “Üniversite Sınavı” denen o en korkunç yarışa. Artık daha da büyümüştük. Erkek arkadaşlarımız vardı, kız arkadaşlarımız vardı. Düşünün ki, erkek arkadaşım ile de yarıştaydım, hayatımda o an için en değer verdiğim varlık ile yarışa girmiştim. Yarışmak zorundaydım; çünkü elenenler meslek sahibi olamayacak olanlardı, bize empoze ettiklerine göre. En kötüsü bu sanırdım, yani, erkek arkadaşım ile olan yarış sanırdım. Meğer bu da değilmiş en kötüsü.

Üniversite bitince, bu kez de başka bir yarış başlatıldı hayatımda, bana hiç danışılmadan yine. İşe girme, kariyer edinme yarışı. Kimisi memur oldu akranlarımın, kimisi özel sektörde bir iş buldu. Memur olanlar, girdikleri yerin amiriyle iyi geçinmek zorunda bırakıldılar, sürüden ayrılanı kurt kapar teranesi altında, gördükleri yanlışları kimselere rapor edemediler; öyle ya, bir de memuriyetten olmak vardı sonunda. Özel sektör deseniz ayrı bir amazon ormanı. Oraya elinizi bir kez verdiniz mi, bir daha bedenini kurtarabilene aşk olsun. Eğer ilerlemek istiyorsanız, zaman mefhumunu tanımayacaksınız. Sadece “iş” olacak hayatınızda; “özel hayat” denen kavramı tanımayacaksınız artık, yok çünkü. Sabah erkenden işe gideceksiniz, ama akşamın kaçında çıkacağınız belirsizdir.

Evlenmeye gelince sıra, malum kendinize, işinize, paranıza yakışır bir eş bulmalısınız, yine bu yarıştan çıkmış ve sağlıklarından endişe duyduğunuz bir sürü genç arasından. Zaten sizde de hayır kalmamıştır artık, siz de kıyma makinasına girip, öğütülmüşlerden birisiniz.

Komşuluk ilişkileri mi? O da ne? Ben yanımdaki dairede oturanı tanırım işte, ama alt katlarda oturanlar arada bir merdivenlerde karşılaşıp, selamlaşıyorum işte, hani, bir çok insanın yapmadığı şeydir bu yaptığım.

Gördünüz mü? Bir de çocuk oldu şimdi. Annemin benim için hazırladığı yolun aynısını çocuğum yürüyecek şimdi.
B e n c i l l i k! Y a l n ı z l ı k!

Sevgimi kaybettim : H Ü K Ü M S Ü Z D Ü R

Birsen Şahin
22/02/2006

1 Comments:

Anonymous Adsız said...

Excellent, love it! 2000 nissan maxima interior parts

Şubat 03, 2007 12:14 ÖÖ  

Yorum Gönder

<< Home

Seninle gurur duyuyorum

kalbim seninle

Edith Piaf - La Vie En Rose
by bigproblem11